İnsan hayatı, Allah'ın (c.c.) takdiriyle bazen beklenmedik zorluklar, kazalar ve musibetlerle imtihan edilir. Mümin, bu noktada üzerine düşen tüm maddi önlemleri (tedbir) almakla yükümlüdür. Emniyet kemerini takmak, sağlığına dikkat etmek, tehlikeli işlerden kaçınmak birer "fiilî dua"dır.
Ancak tedbir, tevekküle engel değildir. Asıl güç ve korumanın sahibi Yüce Allah'tır. Fiilî duamızı yaptıktan sonra, kalbimizi ve dilimizi de "kavlî dua" ile güçlendirmeliyiz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bizlere başımıza gelebilecek ani felaketlerden, kazalardan ve her türlü kötülükten Allah'a sığınmamızı öğreten manevi zırhlar (dualar) emanet etmiştir.
Kaza, bela ve ani musibetlerden korunmak için Peygamberimizin (s.a.v.) öğrettiği en kuvvetli dua budur. Hz. Osman'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Bir kul, her günün sabahında ve her gecenin akşamında üç defa 'Bismillâhillezî...' duasını okursa, ona hiçbir şey zarar vermez (ani bela gelmez)."
Bu duayı sabah okuyan akşama kadar, akşam okuyan sabaha kadar Allah'ın izniyle güvende olur.
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
"Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihî şey’un fi’l-ardı ve lâ fi’s-semâi ve huve’s-semî’u’l-alîm."
Anlamı: "İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla (Allah'a sığınırım). O, her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla bilendir."
Kaynak: Tirmizî, Deavât 13; Ebû Dâvûd, Edeb 101
Kazaların ve belaların çoğu, insanın evinin dışında, yolda veya işteyken başına gelir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), evinden çıkan bir müminin bu duayı okuduğunda koruma altına alındığını müjdelemiştir.
Hz. Enes'ten (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kişi evinden çıkarken 'Bismillâhi tevekkeltü...' derse, ona (bir melek tarafından) şöyle denir: 'Sana hidayet verildi, (bütün ihtiyaçların) karşılandı ve koruma altına alındın.' (Bunu duyan) Şeytan da: 'Hidayete erdirilen, ihtiyaçları giderilen ve koruma altına alınan bir adama ben ne yapabilirim ki?' diyerek ondan uzaklaşır." (Ebû Dâvûd, Edeb 103; Tirmizî, Deavât 34)
بِسْمِ اللَّهِ، تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ، لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ
"Bismillâhi, tevekkeltü alallâh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh."
Anlamı: "Allah’ın adıyla (evimden çıkarım). Allah’a tevekkül ettim (O'na güvendim). Güç ve kuvvet, sadece Yüce Allah’ın yardımıyladır."
Kaynak: Ebû Dâvûd, Edeb 103; Tirmizî, Deavât 34
Dualara ek olarak, Kur'an-ı Kerim'den bazı sureler ve ayetler de kaza ve belaya karşı en güçlü kalkanlardır. Bunların başında Ayetel Kürsi ile İhlâs, Felâk ve Nâs sureleri gelir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Sabah akşam İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini üçer defa oku. Bunlar sana her şeye karşı (korunman için) yeterlidir." (Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Deavât 117)
Bu duaların tavsiye edilen okuma vakitleri ve sayıları şöyledir:
Bu çok önemli bir sorudur. Mümin, tedbirini alır ve Allah'a tevekkül eder. Dua, ilahi takdiri değiştirebilir; ancak bazen başa gelen musibet, bizim için bir imtihan, günahlarımıza kefaret veya cennetteki derecemizi yükseltmek içindir. Bazen de okuduğumuz dualar sayesinde başımıza gelecek *çok daha büyük* bir felaket, daha hafif bir kaza ile atlatılmış olabilir. Biz, olayın iç yüzünü (hikmetini) bilemeyiz. Bizim görevimiz sığınmaktır, netice ise Allah'ın takdiridir.
Evet, özellikle bu bölümde bahsedilen Ayetel Kürsi ve Mu'avvizeteyn (Felâk ve Nâs sureleri) nazara ve hasede karşı en güçlü manevi silahlardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), özellikle Felâk ve Nâs sureleri indikten sonra, nazara karşı bu iki sureyi okumayı adet edinmiş ve "Bu ikisiyle sığının, zira sığınanlar bu ikisinden daha faziletli bir şeyle sığınmamıştır." (Ebû Dâvûd) buyurmuştur.