1. Günahı Derhal Terk Etmek
Tövbenin ilk adımı, hatada ısrar etmemektir. İşlenmekte olan günah ne ise, ondan hemen ve tamamen uzaklaşmak gerekir. Devam eden bir eylem için af dilemek çelişkilidir.
İnsan hayat yolculuğunda hata yapabilir, yanılabilir. Önemli olan bu hatalarda boğulmak değil, rahmet kapısını çalıp geri dönebilmektir. Bu dönüşün iki temel kavramı vardır: Tövbe ve İstiğfar. İstiğfar, dil ile Allah'tan bağışlanma talep etmektir ("Estağfirullah" demek gibi). Tövbe ise, bu talebi eyleme dökmektir; günahtan pişmanlık duymak, onu terk etmek ve bir daha yapmamaya azmetmektir. Her samimi tövbe, istiğfarı zaten içinde barındırır.
Kur'an-ı Kerim, bizden "Tevbe-i Nasûh" yani içten, samimi ve sarsılmaz bir tövbe bekler. Alimler, bu tövbenin dört temel direği olduğunu belirtirler. Bu şartlar yerine gelmediğinde tövbe eksik kalır:
Tövbenin ilk adımı, hatada ısrar etmemektir. İşlenmekte olan günah ne ise, ondan hemen ve tamamen uzaklaşmak gerekir. Devam eden bir eylem için af dilemek çelişkilidir.
Tövbenin kalpteki karşılığıdır. Kişinin yaptığı hatadan dolayı içten bir üzüntü ve keşke demesi gerekir. Nitekim Peygamberimiz, "Pişmanlık, tövbenin kendisidir." (İbn Mâce) buyurmuştur.
Tövbe, geleceği de kapsar. Kişinin, tövbe ettiği günaha bir daha dönmemek konusunda kesin bir karar ve sarsılmaz bir irade göstermesi şarttır.
Eğer işlenen günah başkasının hakkını (kul hakkı) ihlal etmişse (gıybet, hırsızlık vb.), tövbenin Allah katında kabulü için o kişiyle helalleşmek zorunludur.
İstiğfar, sadece manevi bir arınma değil, aynı zamanda dünyevi sıkıntılar için de bir çözümdür. Günahlar, insanın üzerine çöken manevi ağırlıklar gibi, bereketin ve rızkın önünü tıkayabilir. İstiğfar ise bu tıkanıklıkları açan bir anahtardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v), istiğfara devam etmenin dünyevi karşılığını şöyle müjdeler:
"Kim istiğfara devam ederse, Allah ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir."Ebû Dâvûd, Vitir, 26
Bu ilahi yasa, Kur'an-ı Kerim'de Hz. Nuh'un (a.s) dilinden de doğrulanır. Kavmine kuraklık ve kıtlık anında şu yolu göstermiştir:
"Dedim ki: 'Rabbinizden bağışlanma dileyin... (Dileyin ki) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin, sizi mallarla ve oğullarla desteklesin...'"Nûh Suresi, 10-12
Peygamberimiz (s.a.v.), bizlere "İstiğfarların Efendisi" (Seyyidü'l-İstiğfâr) olarak bilinen, en kapsamlı bağışlanma duasını öğretmiştir. Bu duanın fazileti o kadar büyüktür ki, Efendimiz onu kim kalpten inanarak okursa cennet ehlinden olacağını müjdelemiştir. (Buhârî, Deavât, 2)
اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي فَاغْfِرْ لِي فَإِنَّهُ لاَ يَغْfِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ
"Allahümme ente Rabbî lâ ilahe illâ ente, halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü. Eûzü bike min şerri mâ sana'tü, ebûü leke bi-ni'metike aleyye ve ebûü leke bi-zenbî, fağfirlî fe-innehû lâ yağfirü'z-zünûbe illâ ente."
"Allah'ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim söz ve ahid üzerindeyim. Yaptığım kötülüklerin şerrinden sana sığınırım. Üzerimdeki nimetini ve günahımı itiraf ederim. Beni bağışla. Çünkü günahları senden başka bağışlayacak kimse yoktur."
İstiğfar, 'af dilemek' eylemidir ve genellikle sözle ("Estağfirullah") yapılır. Tövbe ise daha kapsamlı bir 'dönüş' eylemidir; pişmanlık, günahı terk etme ve bir daha yapmamaya karar verme adımlarını içerir. Her samimi tövbe, istiğfarı da kapsar.
Evet. Gerek Nûh Suresi'ndeki ayetler gerekse Ebû Dâvûd'da geçen hadis-i şerif, istiğfara devam etmenin maddi ve manevi bereket kapılarını açtığını, sıkıntılardan kurtuluş ve rızık genişliği sağladığını açıkça belirtir.
Kul hakkı içeren günahlarda tövbenin kabulü için dördüncü bir şart devreye girer: Helalleşmek. Pişmanlık ve af dilemenin yanı sıra, hak sahibi bulunmalı, eğer hak maddi ise (borç vb.) iade edilmeli, manevi ise (gıybet, iftira vb.) o kişiden özür dilenerek helallik istenmelidir.